Wednesday, April 25, 2007

Suçlu!



Gunesli civarlarinda bir yerlerdeyim,
meyve almaya gidiyorum,
Eskiden bir sekil icinde bulundugum, fakat Gunesliyle uzaktan yakindan alakasi olmayan,
sol ve sagindan asma katli, sadece gunes isinlarinin aydinlattigi, tozlu pasakli, kimyon ve saman kokulari icinde,
alt kattan ust kata ancak en bas ve en sondan cikabildigin bir pasaj...

cikiyorum merdivenleri,
solumda daha onceden tanidik biseylerin satildigi bir magazada simdi ucuz tulumlar satiliyor,
hani su cadirla dogada takildigin cinsten,
fakat o kadar adi ve ucuz ki bir simit parasina da olsa yine almazsin,
hi girmeden devamediyorum yuruyusume,
Bir sonraki dukkan ayni zamanda pasajin cikisinda bulunan son dukkan,
ufak pasakli bir manav dukkani,
Ciftligin eski bekcisi Celil amca manav olmus...

Kompostoluk bir patates bulmam gerektigini soyluyorum,
beni anlamasina ragmen devasa iki adet sogan veriyor,
bari tekini aliyim derken zorla 2sinide veriyo,
o siada Togo amcanin Julide teyze iceri girip biseyler soyluyo,
Celil amca egilmis, patates armakla mesgul,
Bir yandan annemin " en sevmedigim sey komposto yapmaktir" dedigini duyuyorum,
cok zaman aliyomus..

Ciftlige yakinim, tek basima ilerliyorum
.........


sucum ne?

hatirlamiyorum
tek hatirladigim, Bahcesehirin taa ilk kuruldugu zamanlarda asagidaki Golette bulunan klup kilikli bir yerde bi kisim insanla birlikte takildigimiz,
naapmisim, ne etmisim, zerrre fikrim yok,
pasajla ciftlik, daha dogrusu ruyamdaki Kayrakli Ciftligi ile Bahcesehirdeki Klubun kombimasyonu olan yerde bir takim insanlarla, hangi arkadaslarim bilemiyorum takiliyo buluyorum kendimi,
daha dogrusu onlarin arasinda saklamaya calisirken buluyorum kendimi...

ama Cuno ve Fatih Altayli kilikli adamin takibindeyim
izin yok, son dakikalarim...

2 defa kacmaya yelteniyorum,

ilkinde bayagi becerikliyim, havuz civarlarinda kendimi bayagi bir kaybettiriyorum,
fakat ben daha nasil burdan cikarim diye dusunemeden beni buluyorlar,
hicbisey yokmusta son dakikalarimi guzel gecirmek istedifgimi ima eder bir sekilde uzanmisim gunes altinda,
anlayis gosteriyolar...
O sirada benim hala nasil kurtaririm bu isten hesaplarini yaparken, gozlerim firil firil bi cikis ariyor..
arkaya bakiyorum,..
Eski ciftligimizin sonradan istimlak edilen guzelim on bahcesi ile tarlayi ayiran duvar gozume carpiyor..
Tarlalar diyorum, Tarlalar...
buradan kurtulmak duvardan atlamak kadar kolay
atla ve kurtul...

kosmaya baslamamla birlikte Fathi altayli kilikli eleman ben daha duvara ualsamadan beni yakaliyor....


.............
Karanlik bir arabanin icindeyiz,
iceride iki kadin,
ikisinide tanimiyorum,
siyah ciddi kiyafetler icinde,
siyah gunes gozlukleri, diz alti etekler...

Guneslideki Kayrakli Ciftliginden bayagi bi uzaklasmisiz...
O kadar ki New Yorktan cikmisiz yola,
Central Americadan, Texas civarlarinda bir eyaletten Mexico sinirini geciyoruz.
Nereye gidiyoruz?
Sucum ne?
neden yakalandim? neden Mexico?...

ilk o zman korkuyorum.
Yanlizliktan, olasi saldirilardan, kendimi koruyamamaktan..

ya analasacak birini bulamazsam diyorum,
10 ay naaparim?...

Siniri geciyoruz,
inanilmaz bir yagmur,
Asfaltin uzerinden hafif akinti var anayollarda, yol baglantilarinda bile..

Ulasiyoruz sonunda toplanama kampi kilikli yere ..

.............
Kadinlari takip ediyorum,
ikiside uzgunmus gibi yapiyor,
ama siklerinde degilim..
Ana giristeki koprunun ustunde biri ayriliyor bizden,
Ayrilmadan onceki son lafi ise iyice tilt ediyor beni...
"Acaba Enis evine donmusmudur?"

"ne biiyirim, burdan takip edemedim, donunce bakarsin.." diyorum rahatsizligimi belli eder sekilde,
neydi o deyim? kedi et, kasap can derdinde...

Ikincisini zaten tanimiyorum, aile dostu sanirim,
beni ust katlara cikartiyor,
belliki daha onceden buraya gelmis...
koridorlar, holler, karanlik, pislik biribirini takip ediyor..
ve sonunda bir kapiya geliyoruz..
Burasimi diyorum kiza?
evet diyo burasi.
Ne kadar cabuk geldik diyip kapiyi aciyorum....

......
Iceride 70lerinde Vietnamli bir amca,
beyaz biyiklari iki yandan uzamis, bilge bir hali var,
ustunden dusen bin parca,
cuvaldan bozma pantalonu dizlerine siyrilmis,
ayaklari kir toprak icinde,
yatakta uzaniyor..

hemen donup elimi uzatiyorum suclu bilgeye,
Hakan diyorum ismim,
Yashi (Yaşi) diyor sadece..

Odayi incelemeye basliyorum
3 adet kocaman pencere,
caprazdan hapishanenin girisine bakan,
devasa binanin en dis yakasinda bulunan kucuk bir kutu gibi duran,
bol isik alan kucucuk bir oda...

kucuk bir oda, ama 2 kisinin kalamiyacagi gibi degil..
oysaki ne kotu manzaralar hayal etmistim diyorum icimden,
Mexicoda bir hapishane..

inanilmaz mutlu oluyorum,
new yorktaki okulumun kampusunde yasadigim gunleri aklima getiriyor,
sanki hapishaneye degilde, uzun suredir gormedigim birini gormeye gelmisim sanki..
10 ay cekerim ben burayi diyorum,
kolay is...
Yuksek sesle sarki soyleyip kendimi ikna etmeye calsiyorum buranin cekilir bir yer olduguna..

Mutluluk icerisinde Yashiiiii diye bagirarak kiza donup tamam diyorum, super olacak hersey, korkacak bisey yok..

ince bir gulus atip cikiyor kiz,

arada bir islik calip, sozler mirildanirken Yashi bana donup sessiz olmami soyluyor,
nedenini sordugumdaysa Arjantinliler diyip isariyi gosteriyor..

Camdan disariya baktigimda 5-6 tane lacivert asker kostumleri giymis, onuzlarinda sunnet cocuklari gibi masallah iazisi yerine sari capraz bir cizgi inen, kepli, silahli tipleri goruyoruum,
hemen yatak hizasina comelip beklemeye basliyorum..

.......
Hava kararmis, aksam olmus,
Yahsi bana hapishaneyi gezdirecek..
Canim hic cekmemesine ragmen yanindan ayrilmadan onu takip ediyorum..
Nasilsa onun odadasiyim, bana yamuk yapmaz bu bilge adam diye dusunuyorum,

kanalizasyon kivamindaki sulain aktigi, isigin eksik oldugu koridorlarda yuruyoruz,
sonunda bir kapiya ulasiyoruz,
Yahsi kendi kodlamasiyla kapiyi caliyor,
tik ti tik tik..

kapi caliyor bir sure sonra.
icerite isminin Ahmad oldugunu soyleyen bir adam..
pakistanliya benziyor..
iyi guzel, Yahsi insandan anliyor diyorum,
muslumanliktan yuruyecez burada belli oldu..

Ahmadla daha konusmaya kalmadan kapidan iceriye sirayla insanlar girmeye basliyorlar.
hepside orta asyadan gibiler...
cogu pakistanli sanki...
yuzlerinde hafif korku ve heyecan var.
aralarindan bir tane erkek hic guven vermeyen bir sekilde bana bakip pis pis siritiyor...
ben ne oluyor demeye kalmadan aralarindan bir hatun bana dogru egilp turkce "beni sec" diyor,
"neden sen" dedigimde daha cok vurgulayarak "beni sec diyor"....
sesi kulakalrimda yankilanmaya basliyor..
gozlerim karariyor...
beni sec, beni sec sec... sec....... ...sec..............

25 Nisan 2007,
Carsamba, 09:15
Arnkoy

No comments: